Uzman Yazıları #5

ÇOCUKLUKTA GÖÇ DENEYİMİ: PSİKOSOSYAL ZORLUKLAR, UYUM VE KORUYUCU FAKTÖRLER

Sebla Endürlük

Çocuk ve Ergen Psikoloğu

Carnation, Lily, Lily, Rose, John Singer Sargent, 1885-1886

Göç, yalnızca bir coğrafyadan diğerine yapılan bir “yolculuk” değildir. Aynı zamanda bir kimliği, bir geçmişi ve kişisel bir hikâyeyi de beraberinde taşımaktır. Bu nedenle göç deneyimi, her birey ve her hikâye için farklı ve kendine özgü bir anlam taşır. Zaman içinde “göç” kavramı, bireysel deneyimlerimizle yoğrulan ve yaşantılarımızla şekillenen çok katmanlı bir olgu hâline gelir.

Peki, göç çocuklar için ne anlam ifade eder ve çocukları nasıl etkiler?

Göç deneyimi, tıpkı çocukların bedensel ve duygusal gelişimi gibi biricik ve özeldir. “Göç” kavramı, her çocuğun bu süreci nasıl deneyimlediğine bağlı olarak farklı anlamlar kazanır ve farklı duygular ortaya çıkarır. Bu noktada göz ardı edilmemesi gereken önemli bir gerçek vardır: Çocukların mizaç özellikleri, sosyal-duygusal gelişim düzeyleri, baş etme becerileri, göç sürecinde yaşadıkları deneyimler, göç nedenleri ve ebeveynleriyle kurdukları ilişki ve bağlar, göç deneyimini belirgin biçimde etkileyen temel faktörlerdir.

Çocukların bakış açısından göç deneyimine yaklaşıldığında, her çocuğun yasını tuttuğu kayıpların farklı olduğu görülür. Kimi çocuk için bu süreç; ana dilinden, oyun arkadaşlarından ve okulundan ayrılmak anlamına gelirken, kimi çocuk için güvenli alanlarını, her gün oynadığı parkı, “yuva” olarak tanımladığı mekânı ve yerleşmiş alışkanlıklarını kaybetmek anlamına gelebilir. Gelişimsel açıdan bakıldığında, çocukların psikolojik esneklik ve dayanıklılık becerileri yetişkinlere kıyasla henüz tam olarak olgunlaşmadığı için, göç sürecinde yaşanan değişimler çocuklarda daha derin ve çoğu zaman sessiz bir kayıp ve dönüşüm yaratabilir (Masten, 2014).

Göç eden birçok çocuk için alışık olduğu dünya bir anda değişir. Çocuk, kendisini yeni bir ülkenin dilini, kurallarını, sosyal normlarını, okul düzenini ve kültürel beklentilerini öğrenmeye ve bu yeni yapıya uyum sağlamaya çalışırken bulur. Bu hızlı ve yoğun değişim süreci, çocuğun henüz söze dökemediği ancak bedeninde ve zihninde hissedilen karmaşalara ve zorlanmalara yol açabilir.

Alan yazındaki çalışmalar, göçmen çocukların ruh sağlığı açısından hem riskler hem de koruyucu unsurlar barındıran çok katmanlı bir deneyime sahip olduğunu ortaya koymaktadır (Berry, 1997; Fazel et al., 2012). Bazı araştırmalar, göçmen çocukların akran zorbalığına maruz kalma, fiziksel çatışma yaşama, düşük yaşam doyumu ve artmış duygusal-davranışsal güçlükler açısından daha yüksek risk altında olduklarını bildirmektedir (Stevens et al., 2015; Stevens et al., 2020).

Göçmen Çocukların Sıklıkla Yaşadığı Zorluklar

Dil Kaybı ve Dil Bariyerleri

Birçok göçmen çocuk, yeni dilde kendini yeterince ifade edemediği için yanlış anlaşılma, dışlanma ve akademik alanda geri kalma deneyimleri yaşayabilir. Bununla birlikte, ana dilini kaybetme korkusu da çocuklar için önemli bir stres kaynağıdır.

Tekrarlayan Kayıp Deneyimleri

Göç, bir çocuğun oyun alanlarını, arkadaşlarını, öğretmenlerini, rutinlerini, okulunu ve tanıdık seslerini geride bırakması anlamına gelir. Bu durum, çocuğun yaşamında birbiri ardına gelen “küçük yaslar zinciri” oluşturabilir (Akhtar, 2011).

Aidiyet ve Kimlik Karmaşası

“Ben nereye aitim?” sorusu, göçmen çocuklarda erken yaşlarda ortaya çıkabilen temel sorulardan biridir. Yeni toplumda yabancı hissetmek ve aynı zamanda kendi kültürel bağlarından uzaklaşmış olmak, kimlik gelişimini zorlayabilir. Bu noktada ebeveyn desteği ve gerektiğinde profesyonel destek önemli bir rol oynar.

Sosyal İzolasyon ve Zorbalık

Dil, kültür ve görünüş farklılıkları nedeniyle ayrımcılık, alay edilme, dışlanma ve akran zorbalığı göçmen çocukların sık karşılaştığı durumlar arasındadır. Bu deneyimler çocuğun özgüvenini ve sosyal-duygusal gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir.

Aile İçi Rol Değişimleri

Yeni bir kültürel bağlamda, bazı çocuklar ebeveynlerinin tercümanı, rehberi ya da kültürel aracısı hâline gelebilir. “Ebeveyn rolü yüklenme” (parentification) olarak tanımlanan bu durum, çocuk için gelişimsel açıdan ağır bir sorumluluk oluşturur (Jurkovic, 1997).

Tetikte Olma Hâli ve Güvensizlik

Göç sürecine eşlik eden belirsizlikler, ekonomik zorluklar ve uyum sorunları, çocuklarda sürekli tetikte olma hâli ve güvensizlik duygusu yaratabilir. Gelişimsel nörobilim açısından bu durum, duygusal regülasyon becerilerini olumsuz etkileyebilir (Perry, 2009).

Travmatik Ön Yaşantılar

Savaş, yoksulluk ve zorunlu göç gibi deneyimler; uyku problemleri, öfke patlamaları, içe kapanma ve travma tepkileriyle kendini gösterebilir (Fazel et al., 2012).

Koruyucu Faktörler ve Dayanıklılık (Resilience)

Her göçmen çocuk aynı riskleri taşımaz. Bazı araştırmalar, göçmen çocukların yerleşik akranlarına kıyasla eşit ya da daha iyi ruh sağlığı göstergeleri sergileyebildiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, alan yazında “sağlıklı göçmen etkisi” (healthy migrant effect) olarak tanımlanmaktadır (Sam & Berry, 2010; Stevens et al., 2015). Göç eden ailelerin güçlü aile bağları, yüksek motivasyon ve dayanıklılık gibi koruyucu özelliklere sahip olmaları bu etkiyi açıklayan faktörler arasında yer almaktadır (Dekeyser et al., 2011).

Dayanıklılığı artıran başlıca koruyucu faktörler şu şekilde özetlenebilir:

Bireysel Faktörler

  • Psikolojik esneklik
  • Problem çözme becerileri
  • Olumlu benlik algısı
  • Duygusal farkındalık ve öz düzenleme becerileri

Ailevi Faktörler

  • Destekleyici ve duyarlı ebeveynlik
  • Tutarlı ve güven veren aile yapısı
  • Ebeveynlerin psikolojik sağlamlığı

Çevresel Faktörler

  • Akran desteği
  • Öğretmenlerin kültürel duyarlılığı
  • Okul-aile-toplum işbirliği
  • Ayrımcılığın düşük olduğu sosyal çevreler

Çocuk, kendi kültürel değerleriyle bağını sürdürebildiği sürece yeni kültürle karşılaşma sürecini daha düşük stresle yönetebilir. Bu bağlamda dayanıklılık; çocuğun acı çekmemesi değil, yaşadığı güçlüklerle başa çıkabilmesi, yeni ortama uyum sağlayabilmesi ve iki kültür arasında köprü kurabilmesidir.

Kaynakça

Berry, J. W. (1997). Immigration, acculturation, and adaptation. Applied Psychology, 46 (1), 5–34. 

Galdi, G. (2004). Book review: Immigration and identity. turmoil, treatment, and transformation, by Salman Akhtar, Jason Aronson Inc., 1999, 220 pp. The American Journal of Psychoanalysis, 64 (2), 215–219. 

Greenberg, R., & Jurkovic, G. J. (1999). Lost childhoods: The plight of the parentified child. Family Relations, 48 (1), 101.

Kadir, A., Shenoda, S., Goldhagen, J., Pitterman, S., Suchdev, P. S., Chan, K. J., Howard, C. R., McGann, P., St Clair, N. E., Yun, K., & Arnold, L. D. (2018). The effects of armed conflict on children. Pediatrics, 142 (6). 

Masten, A. S. (2001). Ordinary magic: Resilience processes in development. American Psychologist, 56 (3), 227–238. 

Masten, A. S., & Barnes, A. J. (2018). Resilience in Children: Developmental Perspectives. Children, 5 (7), 98. 

Perry, B. D. (2009). Examining child maltreatment through a neurodevelopmental lens. Journal of Loss and Trauma, 14 (4), 240–255.